Türk Telekom varken başka ISS’lara ihtiyaç var mı?

single-image

Bazen insanlar soruyorlar: “Türk Telekom varken neden başka internet servis sağlayıcılara ihtiyaç var, zaten altyapı onların değil mi” diye.  Bu yazıda neden başka servis sağlayıcıların varlığının önemli olduğunu anlatacağız. Bunu anlatabilmek için biraz gerilere gitmemiz ülkemizde telekomünikasyon sektörünün bir devlet tekelinden nasıl serbest bir pazara dönüştüğünün hikayesinden başlamak gerekiyor.

1994’te 406 numaralı Telgraf ve Telefon kanununun 1’inci maddesi değiştirilerek, posta ve telgraf tesis ve hizmetleri T.C. Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne, telekomünikasyon hizmetleri ise Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi’ne (Türk Telekom veya kısaca TT) verildi. Türk Telekom 24 Nisan 1995’te Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi bir şirket olarak kuruldu. Böylece devletin sahip olduğu mevcut altyapı (Ana Telekomünikasyon Şebekesi), teknoloji ve telekomünikasyon hizmetleri ve bunların üzerindeki tekel Türk Telekom’a geçti. Türkiye’nin ilk telekomünikasyon şirketi olan TT, 1998 yılına kadar bütün altyapının sahibi olan bir tekel olarak faaliyet gösterdi.

1998’de, GSM cep telefonu hizmeti sunma lisansı TT’a potansiyel rakip olabilecek iki şirket olan Turkcell ve Telsim’e verildi. Ancak, bu iki şirket hizmetlerini yürütmek için TT’un sahip olduğu altyapıyı, yani kabloları, kullanmak zorundaydı. Bu yüzden TT’un altyapı üzerindeki tekeli devam etti.

Bu yıllarda cep telefonu kullanımının hızla yaygınlaştığını gören TT, Turkcell ve Telsim ile rekabet etmek üzere önce Aycell isimli mobil hizmet şirketini kurdu. Sonra da Aria adıyla mobil hizmet sunmaya başlayan dördüncü şirketi satın alıp mobil şirketinin adını Avea olarak değiştirdi. Böylece, diğer mobil servis sağlayıcı şirketlere rakip oldu.

2000 yılında ve daha sonra çıkan kanunlarla, telekomünikasyon sektörünü düzenleyici bir kurum kuruldu. Bu kurumun günümüzdeki adı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (kısa adı BTK). BTK kendisine verilen yetkiyle ilerleyen senelerde özel şirketlere hizmet sunma, altyapı kurma ve işletme lisansları vererek telekomünikasyon pazarında tekelin son bulması ve rekabetin başlayabilmesi için gereken hukuki altyapının oluşturulmasını sağladı. Bu düzenlemeler ile bugün sabit internet ve telefon pazarında birkaç firma daha TT ile rekabet edebiliyor. Turkcell Superonline ve Vodafone (eski Telsim) gibi hem sabit hem mobil hizmet sunucuları, TurkNet, Millenicom gibi sabit hizmet sunucuları başlıca örnekler arasında sayılabilir.

Tekel nedir ve neye sebep olur?

Müşterilerin piyasaya sunulan ürün ya da hizmetleri sadece tek bir tedarikçiden alabildiği piyasalara tekel diyoruz. Bu piyasalarda tekel gücüne sahip olan şirket tüm pazar payını elinde bulunduyor. Bu tekelleşme, sahip olunan patentler, tekel olan şirketin lehine olan hükümet düzenlemeleri veya sadece tekel olan şirketin işletebildiği fiziki bir kaynaktan dolayı olabiliyor. Ama ne sebeple olursa olsun, bu tip pazarlarda rakip firmaların sektöre girebilmeleri için büyük engeller var. Bu engelleri aşıp tekel olan şirkete rakip olmak neredeyse imkânsız. Bu yüzden pazar tamamen tekel şirkete kalıyor.

Pazara bir şirketin tek başına sahip olmasındaki en önemli sorun, tekel olan şirketin piyasaya sunmuş olduğu ürün ya da hizmetin fiyatını ucuz tutmak için üzerinde hiçbir baskı hissetmemesi. Rekabetin olduğu bir pazarda ise benzer ürün ya da hizmetleri piyasaya sunan çok sayıda şirket olduğu için firmalar pazar paylarını artırmak ya da en azından korumak için mutlaka rekabetçi fiyatları müşterilere sunmak durumunda. Çünkü aynı kalite ürün ya da hizmeti pazara yüksek fiyata sunmak isteyen firma, müşteriler ucuz olana yönleneceği için yeterince ürün ya da hizmet satamıyor.

Rekabetin yaşandığı pazarlarda fiyat, arz ve talebin belirlemiş olduğu bir “denge” noktasına göre belirleniyor. Tekelin hakim olduğu piyasada ise fiyatı tekel belirlediği için genelde bu “denge” noktasının üzerine çıkılıyor. Denge noktası korunmadan belirlenen fiyatın zararını da parası o ürünü ya da hizmeti almaya yetmeyen ya da yüksek meblağ ödemek istemeyen müşteriler çekiyor.

Ülkemizde telekomünikasyon pazarında TT eskiden tekeldi. Çünkü devlet, işletme tekelini bütün altyapı ve teknolojisi ile birlikte TT’a vermişti. Tüm Türkiye’deki telekomünikasyon TT’un kontrolündeydi. Bu yüzden TT, telekomünikasyon pazarında fiyatları istediği gibi ayarlıyor, teknoloji geliştirmeye ihtiyaç durmuyor ve yatırım yaparak altyapıyı daha ileri noktalara taşımak için motivasyon duymuyordu.

Neyse ki, tüketicilerin oldukça zararına olan bu durum, başladıktan üç yıl sonra ilk önce mobil pazarda daha sonra da sabit internet pazarında ortadan kalktı. Sektöre rekabetin gelmesiyle de tüketicilerin daha hızlı internet bağlantısını daha uygun fiyata kullanmasının önü açılmış oldu.

Tüketicilerin iyiliği için pazarda rekabet olması şart

Bugün halen internet servis sağlayıcılarının hizmet sunabilmek için kullanmak zorunda oldukları altyapının büyük kısmı TT’a ait. TT, son tüketiciye doğrudan internet ve telefon hizmeti sunmanın yanında, diğer şirketlere altyapısını kiralayarak kazanç elde ediyor. Hem son tüketiciye hizmet veren hem de altyapısını diğer operatörlere kiralayarak gelir elde eden TT’nin rekabete soyunması elbette kendisi için mantıklı. Ancak altyapıyı büyük oranda elinde bulunduran bir şirket olmasının avantajıyla, pazardaki fiyatların tüketicilerin büyük çoğunluğu için kendine göre belirlemesi tüketiciler için bir sorun oluşturuyor. Bu yüzden pazarda rekabetin daha eşit ve adil şekilde yapılması için halen bazı düzenlemeler yapılması ve alternatif operatörlerin tüketicilere doğrudan kendi altyapıları üzerinden hizmet vermesindeki zorlukların azaltılması gerekiyor.

Örneğin TurkNet, santrallere kendi cihazlarını kurarak Türk Telekom’a ödediği altyapı kiralama bedellerinde önemli ölçüde tasarruf sağlıyor. Böylece kendi aktif altyapısı üzerinden hizmet verdiği müşterilerine daha hızlı internet hizmetini uygun fiyata sunabiliyor. Ancak bu avantaj sadece aktif altyapı bölgesinde bulunan müşterilerle sınırlı. Çünkü aktif altyapı olmayan bölgelerde Türk Telekom’un belirlediği hız ve fiyatlardaki internet hizmetini alıp kendi müşterilerine sunmak zorunda. Bu yüzden de tüketicilerin büyük çoğunluğu TurkNet’in sunmuş olduğu avantajlı hızlardan uygun fiyata yararlanamıyor. TT’un altyapıya büyük oranda sahip bir şirket olarak aynı zamanda son tüketiciye direkt hizmet veren bir firma olmasının dezavantajını ise maalesef fiyat ve hız tarifelerinden memnun olmayan müşteriler çekiyor.

Rekabetçi bir pazarın avantajları

Benzer ürün ya da hizmetlerin birden çok şirket tarafından sunulduğu rekabetçi bir pazar, ürün ya da hizmeti sunan her firmayı daha iyisini yapabilmek için teşvik ediyor. Bu teşvikleri; fiyatların tüketiciler lehine belirlenmesi, firmaların teknoloji geliştirmeye özenmesi ve pazardaki şirketlerin yatırım merdiveninde daha hızlı tırmanmasının sağlanması olarak üç madde halinde sıralayabiliriz. Şimdi bu maddelerin detayına girelim.

  1. Fiyat

Tekelden farklı olarak rekabetçi bir pazarda ürün ve hizmet sunan firmalar, kendi fiyatlarını keyfi olarak belirleyemiyor. Pazarda düşük fiyat sunan şirket, diğer şirketlere göre büyük avantaj sağlayacağından tüm firmalar kendini makul fiyat belirleme baskısı altında hissediyor. Telekomünikasyon pazarına dönecek olursak, rekabetçi şartların olduğu bir pazarda TT, hizmetlerini istediği gibi fiyatlandırmak yerine, diğer telekomünikasyon şirketleriyle rekabet edebilir seviyede fiyat belirlemek zorunda kalıyor. Böylece tüketiciler daha adil bir fiyatla hizmet alabiliyor. Ancak yukarıda bahsettiğimiz altyapının büyük oranda TT tarafından kontrol edilmesi ve yeterli rekabet ortamının henüz tam olarak oluşturulamaması, tüketicilerin tamamı için uygun fiyata hızlı internet hizmeti sunulmasına engel oluyor. Yeni düzenlemelerle rekabetin önü daha fazla açılırsa, gelecekte Türkiye internet kullanıcıların neredeyse tamamı, daha iyi fiyata daha hızlı internet hizmeti alabilir.

  1. Teknoloji geliştirme

Rekabetin olduğu bir pazarda uzun vadede yararlı olacak bir sonraki avantaj, teknoloji geliştirmeye özendirme. Bu tip pazarlarda firmalar, daha üstün ürün geliştirmek için araştırma ve geliştirme bölümlerine daha çok yatırım yapıyor. Böylece daha iyi bir ürün piyasaya çıkartıp pazarda avantaj sağlıyorlar. Bu tip teknolojik geliştirmelerin faydası yalnız geliştiren şirkete ait değil. Geliştirilen teknoloji toplum yararına ve bu çok önemli. Bugün, Turkcell ve TurkNet gibi firmalar ürün ve hizmetlerini piyasaya sunmanın yanında, telekomünikasyon teknolojisi geliştirebiliyor. Bu tarz Ar-Ge çalışmaları, TT’un da bu faaliyetlere katılması için özendirici oluyor. Diğer taraftan tekelin olduğu bir pazarda, tekel olan şirketin üzerinde teknoloji geliştirmek ya da makul fiyat belirlemek için baskı bulunmuyor. Çünkü tekeli elinde bulunduran şirket, aynı ürünü aynı fiyata pazarlayıp kâr sağlamaya devam edebiliyor.

  1. Firmaların yatırım merdiveninde tırmanmasının sağlanması

Rekabetin bir diğer avantajı, firmaların yatırım merdiveninden tırmanmasına imkân sağlaması. Firmaları başlangıç noktasından başlayarak ileriye taşıyan basamaklara yatırım merdiveni diyoruz. Mesela, diğer şirketler gibi TurkNet, telekomünikasyon hizmeti sunmaya alt basamakta başladı. Bu basamağın ilk adımı, mevcut altyapıyı kiralayarak internete sabit hatlar üzerinden erişim hizmetinin sağlanması ve yeni bir telekomünikasyon şirketinin hayata geçirilmesiydi. Bu ilk aşamada, TT’un altyapısını kullanan TurkNet, sonradan müşteri sayısının artmasıyla kendi altyapısını kurmaya başladı.

TurkNet, merkezden uçlara doğru genişleyen bir altyapı kuruyor. İlk etapta merkezden, TT ile ara bağlantı yaptığı trafik değişim santrallerine kadar kendi altyapısını tesis etmeye başladı veya kiralayarak hizmet sundu. Bir sonraki adımda kendi altyapısının bulunduğu TT santrallerinden binalara erişim sağlayan bakır telli kabloları kiraladı ve böylece merkez ile abone arasındaki altyapıyı kendisi kontrol edebilir bir duruma geldi. Ayrıca, kendi tesis ettiği fiber kablolar sayesinde yakın çevrede bulunan binalara, tamamen kendi şebekesi üzerinden hizmet vermeye başladı. Bu şekilde gelişen altyapı sayesinde TurkNet, abonelerine internet erişiminde hız sınırını ve kullanım kotasını kaldırdı. Telefon hizmetinde ise her yöne 1.000 dakika gibi tüm ev kullanıcılarına fazlasıyla yetecek bir paketi sunmaya başladı.

Sonuç: Rekabet için pazarda TurkNet ve benzerlerinin olması şart

Özetlemek gerekirse, TurkNet gibi şirketler mevcut her pazar için gerekli. Bu şirketler ilk etapta küçük başlayabilir. Ancak her birinin zaman içinde fark yaratma potansiyeli var. Pazara rekabet getiren yeni firmalar, zaman içinde büyüyebildikleri gibi, başka şirketler üzerinde de kendilerine ayak uydurmaları için baskı kurabilir. Hatta teknolojik gelişmelerde fark yaratabilir.

Bütün pazarı yerleşik büyük firmalara bırakmak ise piyasada durgunluğa yol açabilir. Çünkü rekabetin olmadığı pazarda fiyatlar yüksek kalıyor, teknoloji daha yavaş gelişiyor ve yatırım merdivenini tırmanmak için teşvik olmuyor. Pazara yeni kurulmuş firmaların girmesini teşvik ederek mevcut şirketlerle rekabet etmelerine imkân tanırsak, hem özendirici davranmış hem de alternatif şirketlerin ortaya çıkmasını sağlamış oluyoruz. Bu da tüketiciye ve topluma her zaman bir artı olarak dönüyor.

Yazar hakkında: TurkNet’te üniversite stajyeri olarak görev yapan Kaan, ABD’de 
Purdue Üniversitesi’nde Ekonomi okuyor.  Üçüncü sınıfta olan Kaan, çocukluğunda Romanya, Hollanda, İsviçre ve son olarak Brezilya’da yaşadı. İleride dünyayı gezip değişik kültürler tanımaya devam etmek istiyor.

6 Yorum
  1. Meriç 2 ay önce
    Cevapla

    Harika bir yazı olmuş! TürkNet varken başka iss kullanmam.

  2. Mustafa 2 ay önce
    Cevapla

    Ben türknete geçiçecğim ama sizin verdiğiniz modemi taksitle alabiliyor muyum?Taksitle alabiliyorsam Türknet’e geçeceğim.

    • Admin 1 ay önce
      Cevapla

      Merhaba evet, kredi kartınız ile 6 taksit olarak alabiliyorsunuz. Taksitli seçenekle az biraz vade farkı ekleniyor. Fiyatı satın alırken görebilirsiniz. Modemi şu an için sadece abone olurken alabiliyorsunuz. Teşekkürler.

  3. Mustafa 2 ay önce
    Cevapla

    Ben türknete geçiçecğim ama sizin verdiğiniz modemi taksitle alabiliyor muyum?Taksitle alabiliyorsam Türknet’e geçmeyi düşünüyorum.

    • Admin 1 ay önce
      Cevapla

      Merhaba, evet modemi taksitle az biraz vade farkıyla alabiliyorsunuz. Güncel fiyatı satın alma işlemi sırasında öğrenebilirsiniz. Şu an için sadece abone olurken modem satın alabiliyorsunuz. Teşekkürler.

  4. yavuz 2 ay önce
    Cevapla

    Rekabet olması iyidir. Rekabet sadece tüketici için değil firma içinde avantajdır. yaklaşık 4-5 yıldır firmamızda türknet kullanıyoruz. ve çok memnunuz.

Yorum yazın

E-posta adresiniz sitede gösterilmez.